Duyusal Entegrasyon

Duyusal Entegrasyon (Duyu Bütünlüğü) 1960’lı yıllarda Dr.Jean AYRES tarafından Amerika’da geliştirilmiş, normal gelişim gösteren çocukların fiziksel, bilişsel ve psikomotor gelişim süreçlerine katkıda bulunan  veya hayatlarının herhangi bir noktasında (doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrasında) normal gelişim eğrisinin gerisinde kalan çocukların tedavisinde kullanılan bilimsel bir yöntemdir.

Duyusal Gelişimin Hikayesi:

Anne karnında ki bebeğin içinde bulunduğu plasenta amniyon sıvısı ile doludur. Amniyon sıvısı bebeğin vücudunu her noktadan sararak doğal bir yastık görevi yapar ve dışarıdan gelebilecek travmalara karşı bebeği korur. Bunun yanı sıra bebeğin vücudunun her noktasından basınç uyarısı verir. Bebeğin sürekli olarak aldığı bu basınç bebekte vücut farkındalığı, uzaysal organizasyon, pozisyon hissi gibi bir çok duyusal gelişimin temelini oluşturur. Uterusta (anne karnında) başlayan duyusal gelişim (Duyu-Algı-Motor Üçgeni) adölesan (ergenlik) dönemine kadar ilerlemesini devam ettirerek ergenlikte en üst seviyeye ulaşır.

Duyu-Algı-Motor Üçgeni Nasıl Çalışır?

Bireyin içinde bulunduğu çevreden duyusal kanallar (görsel, işitsel, taktil (dokunsal), vestibular (denge ile ilgili) gibi) aracılığı ile aldığı bilgilerin reseptörler aracılığıyla beyine iletilmesi ile duyusal süreç başlar. Beyine iletilen bilgiler burada işlemlenerek duruma uygun bir motor cevap oluşturulur. Bu döngüye  Duyu-Algı-Motor Üçgeni denir.

Duyusal Disfonksiyon Nedir?

Bireyin duyusal girdileri normalden az yada çok olmasına “Duyusal Disfonksiyon” denir. Duyusal disfonksiyon tanısına sahip birey, Duyu-Algı-Motor Üçgeni döngüsünde aksaklıklar yaşar. Diğer bir ifade ile, çevreden gelen uyarıların alınması, beyin tarafından işlenmesi veya geri bildirim sürecinde aksaklıklar olur buda bireyin hayatına öğrenme problemleri, akademik başarıda düşüklük, beceriksizlik, sakarlık, aşırı cevap, kaçınma davranışı olarak yansır.

Belirtiler Nelerdir?

Prematurite, bebeklerde anlamsız ve aşırı ağlama, işitsel uyaranlara aşırı tepki verme yada tepkisiz kalma, kıyafetlerini kendi başına giyinip çıkaramama, bisiklet sürememe, kalem tutamama yada yanlış tutma, okuma-yazmaya geç başlama, okul başarısının düşük olması, tüylü yada pütürlü gibi bazı yüzeylere temasta rahatsızlık hissi, sarılma/dokunmadan rahatsız olma yada sürekli sarılma/dokunma isteği gibi durumlar Duyu-Algı-Motor Üçgeni döngüsünde bir problem mi var? sorusunu düşündüren ipuçlarıdır.

Bununla birlikte özel eğitim ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan, özellikle yaygın gelişimsel bozukluk, serebral paralizi, özgül öğrenme güçlüğü (disleksi)  tanılarına sahip  bireylerde Duyusal Entegrasyon problemlerine daha çok rastlanmaktadır. Bu tanılardan birine sahip birey “Duysal girdi-Motor Cevap” sürecinde problem yaşıyorsa ,alınan duyulara  uygun organize cevaplar veremeyebilir. Bu durumun en kısa zamanda tespit edilerek eğitim sürecine geçilmesi gerekmektedir.

Duyu-Algı-Motor Eğitimi Nasıl Uygulanır?

Duyu-Algı-Motor Bütünlüğü eğitimi, özel olarak oluşturulmuş duyu odalarında, bireye özel eğitim programıyla uygulanır ve ev programları ile süreklilik kazandırılır.

Eğitim süreci oyun içeriklidir ve çok eğlenceli geçer, çocuk eğitimden ziyade eğlenmek ve oyun oynamak için duyu salonuna gelir. Duyu bütünlüme eğitimi bireyin ihtiyacına göre taktil, proprioseption, vestibular, motor planlama, bilateral entegrasyon gibi alanlarda planlanarak çocuğa oyun odaklı olarak sunulur. Duyu odasında fırçalar,denge topları, çeşitli salıncaklar, proprioseption’ı geliştirmek için kullanılan farklı sertlikte zeminler, renkli ve ışıklı oyuncaklar, tırmanma aparatları, ağırlıklar, ağırlıklı yelekler, basınç giysileri, farklı şekil ve içerikte yastıklar, tüneller kullanılarak bireyin ihtiyaçlarına uygun seans planlaması yapılır.

Eğitimin Amacı:

Duyu-Algı-Motor eğitiminde amaç, kişinin duyusal girdilerini algılayıp, doğru çözüm üretip, doğru bir planlama ile   duruma uygun  cevap vermesidir.

 Tüm Hakları Fzt. Derya Kardeş Ekici’ye aittir. İzinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz.